4 Şubat 2016 Perşembe

KIŞ AYLARINDA NEDEN KİLO ALIRIZ?



Beslenme alışkanlıklarımızın değiştiği dönemlerde özellikle mevsim geçişlerinde, tatillerde vücutta kilo artışı gözlenebilir.
Değişen hava sıcaklığı ile birlikte fizyolojik ve psikolojik olarak metabolizmamızda bazı değişiklikler olur.
Fizyolojik değişiklikler :
*Sıcaklıkların düşmesi ve nemin azalması cildin kurumasına sebep olur.
*Terleme azalır, metabolizma hızı düşer. Metabolizma daha yavaş çalıştığı için daha önceki beslenme alışkanlıklarınızı sürdürseniz bile kilo alabilirsiniz.
*Vücut soğuk havalarda üşümemek ve hastalıklara karşı kendini korumak için enerji harcamasını azaltır, yağ dokusunu korumayı ve vücut deri altı yağ dokusunu kalınlaştırmak ister. Bu nedenle iştahta bir artış gözlenir.
*İştahta artış olduğunda genellikle daha yağlı ve şekerli besinlere eğilim artar.
* Kışın soğuk havadan dolayı kapalı mekanlarda evde, sinemada geçirilen zamanın artmasıyla hem abur cubur tüketiminin artması, hem de hareketin azalmasıyla kiloda da artış olur.


Psikolojik değişiklikler:

Havaların soğuk olması,güneşin yerine yağmur ve kar'ın alması, gündüzlerin kısa; gecelerin uzun olması, sabah güneş doğmadan karanlıkta evden çıkmak yine akşam güneş battıktan sonra karanlıkta eve gitmek psikolojik olarak daha mutsuz, halsiz ve genel anlamda isteksiz olmaya sebep olur.
Mutsuzluk sonucu aşırı yeme atakları, çikolata ve tatlıya eğilim artabilir.


Metabolizma kilo alma eğilimindeyken biz bunu nasıl durdurabiliriz?


Her dönemde olması gerektiği gibi yeterli ve dengeli beslenmeli. : Anne karnında başlayan beslenme serüvenimiz ömür boyu devam eden bir süreç. Bu süreçte amaç karın doyurmak değil, vücudun büyümesi, yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin her birinin yeterli miktarda alınmasına özen göstermektir.

4 besin grubumuzdan yani süt ve türevleri, et-yumurta kuru baklagil grubu, ekmek ve tahıl grubu, sebze ve meyve grubundan günlük ihtiyaca göre çeşitlilik sağlanmalı.
Tek yönlü beslenmeden uzak durulmalıdır.


Mutlaka kahvaltı yapmalı : 

İyi bir kahvaltıyla güne başlamak metabolizma hızınızın yavaşlamasını engelleyeceği için, hem kilo kontrolünde yardımcı olacak, hem de soğuk havalarda direncinizi koruyacak.
Ayak üstü atıştırmalıklardan uzak durmalı: Sindirim sistemini olumsuz etkilediği için ayakta yemek yerine sofrada oturarak ve belirli bir sürede yemek yiyerek beden ve ruh sağlığınızı dengede tutabilirsiniz.

Sıvı tüketimi: 

Terlemenin azalmasıyla su içmek ihmal edilebiliyor. Halbuki metabolik faaliyetler devam ettiği için ve hissedilmese bile vücutta su kaybı olduğundan, yazın olduğu gibi kışın da suya ihtiyaç var. Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı alımı gerekmektedir. Yeterli sıvı alımı vücutta oluşan toksinlerin atılması, metabolizma dengesinin sağlanmasında da önemli.
Kışın sıcak içeceklere rağbet arttığı için çay kahve yerine C vitamin içeriği yüksek kuşburnu, akşamları rahat bir uyku ve sindireme yardımcı olan rezene tercih edilebilir. Günlük 8-10 su bardak su, bitki çaylarını da 2 şer bardaktan fazla olmayacak şekilde tüketilebilir.

Fiziksel aktivite: 

Egzersiz kilo vermenize yardımcı olmasının yanı sıra kendinizi daha mutlu ve enerjik hissetmenize de yardımcı olur.

Son bir tavsiye; Fazla kilolarınızla tek başınıza baş etmeye çalışmak yerine mutlaka bir uzamandan yardım alın.

19 Haziran 2015 Cuma

Ruhu Besleme Zamanı; "Ramazan"


  Oruç neden tutulur, faydası, fazileti nelerdir burada onlardan bahsedecek değilim ama hep es geçtiğimiz bir şey; ramazanın ruhuna yakışır bir şekilde yemek yemek. Oruç tutma hassasiyetine sahip bir kişi neden oruç tuttuğunun farkında olduğu için iftar ve sahurda ölçülü yemek konusunda zorlanmamalı. Zira ibadetin özüne aykırı olan çok yemek, doyduğun halde yemek yemeğe devam etmek gibi sağlık açısından da zararlı alışkanlıkları bırakmak için ramazan güzel bir fırsattır.
  Ramazanda yapılan en büyük hata gece sahura kalkmamak. Halbuki sahur ramazanın ruhani havasını içimizde daha fazla hissetmemize yardımcı olur. Günler uzun olduğu için özellikle sıvı alımımıza dikkat etmeliyiz. Sahura kalkmadan tutulan oruçlarda gün boyu özellikle yaz aylarında ter yoluyla kaybettiğimiz suyu sahur ve iftarda yeterli miktarda almalıyız.
Sahurda; gece yemek yemeğe alışık olmayan midelerimizi yormamak için hem aşırı yağlı ve tuzlu olmayan, hem de tok tutacak protein oranı yüksek besinler tercih etmeliyiz. Bu konuda özellikle kahvaltılık ürünlerden yardım alabiliriz.Mesela
*Çok tuzlu olmayan peynir veya  yumurta,
*Pide veya ekmek; tok tutucu özelliğinden dolayı tam buğday tercih edilebilir.
*Çiğ veya fırınlanmış sebze; çiğ sebzelere karşı hassasiyetiniz varsa sindirimi kolaylaştırmak için pişmiş sebze tercih etmeniz daha uygun olur.
*Tok kalmamıza yardımcı olacak süt, yoğurt veya sindirim sistemimize yardımcı kefir.
* 4-5 su bardak su: Sahura kalktığınız andan imsak vaktine kadar aralıklı olarak.
* Meyve veya şekersiz komposto : Gün içerisinde artan sıvı ve mineral kaybını debgelemek için.
* Tuzsuz zeytin-fındık-badem-ceviz grubundan biri.
Mümkünse sahurdan sonra hemen yatmayarak oluşabilecek sindirim sorunlarını önleyebiliriz.
Bütün bir gün süren açlığın ardından hazırlanan iftar sofraları hem özenli, hem lezzetli, hem de bol çeşitlidir. Çoğu zaman bu sofralara hayır demek imkansızdır. Bir iki ufak değişiklikle bu lezzetli sofralardan mahrum kalmayabiliriz. Özellikle yağda kızartma, kavurma yerine fırında, buharda pişirme veya ızgara yöntemleri kullanabiliriz.
İftar :
*1 bardak su : Uzun yaz günlerinde artan sıvı kaybını yerine koymak için.
* Taze veya kuru  meyve : Gün boyu düşen kan şekerini dengeleyip, iftar sonrası aşırı tatlı tüketimini önler.
*Soğuk yoğurtlu bir çorba:Sıcak yaz günlerinde hararetimizi keser ,
Tokluk merkezimizin uyarılabilmesi için yemek yemeğe 5-10 dakika ara:  Zira geç bir saatte iftar açtığımız için bu süreyi uzatmamakta fayda var.
Aranın arkasından Et( tavuk, balık, köfte ) grubundan biri veya etli bir sebze yemeği
Pide : Ramazanın olmazsa olmazı aşırıya kaçmadan tüketilebilir veya  tam buğday ekmeği kullanılabilir.
Salata: Sebzelerin yüksek su içeriği, lif ve vitamin/ mineral içeriğinden dolayı iftar ve sahur sofralarımızdan esik etmeyelim.
İftardan 1 saat sonra şeker problemi olmayanlar için tercihe göre hafif sütlü bir tatlı mesela dondurma veya güllaç 
Tatlı sevmeyen veya sağlık nedenlerinden yiyemeyecek olanlar için;
1 su bardak süt veya yoğurt  + meyve 
veya beslenme alışkanlığımızdaki oluşan değişikliklere bağlı kabızlığı önlemek için kefir + meyve kullanabiliriz.
  İftardan sahura kadar olan süre zarfında her yarım saate en az 1 su bardak su içmeye özen gösterebiliriz.Sıcak havalarda suyla birlikte  artan mineral kaybı için maden suyu da içmeyi unutmayın.
   Tv kanallarında, gazete ve dergi köşelerinde sahur ve iftara dair meslektaşlarımın öneriyle karşılaşabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken husus öneriler geneldir. Beslenme ise kişiye özeldir. Lütfen kendinize uygun beslenme planını diyetisyeninizden alın.

6 Haziran 2015 Cumartesi

ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞTİRMEDEN KALICI KİLO VEREMEZSİNİZ




Fazla kilolarınızın nedeni hormonel nedenler değilse alışkanlıklarınızı gözden geçirmekte fayda var.


Size göre çok sıkıntı olmayan bir alışkanlığınız kilo almanızın asıl sebebi olabilir. Diyet yapmaya başlamadan önce birkaç soruyla yanlış alışkanlıklarınız neler onları bulmaya çalışalım. Kalemi kağıdı elinize aldıysanız başlıyoruz.


1- Uyku düzeniniz : Gece kaçta yatar sabah kaçta kalkarsınız?


2- Öğün düzeni, yemek yeme saatleriniz düzenli midir?

3- Kahvaltı yapıyor musunuz? Saat kaçta ?

4- Yemekleri yeme süreniz ?

5- Günlük çay, kahve tüketiminiz ne kadar?

6- Günlük asitli içecek veya meşrubat tüketiminiz ne kadar?

7- Günlük su tüketiminiz ne kadar?

8- Gün içerisinde attığınız adım sayısı kaçtır?


Cevaplar:

1-Dikkat ettiyseniz kaç saat uyuyorsunuz demedim. Çünkü kaç saat uyuduğunuzdan çok kaliteli bir uyku uyuyup uyumadığınız önemli. Gece 23:00-03:00 arasındaki zaman aralığını uyuyarak geçirmeye özen gösterin. Eğer uyku bozukluğunuz varsa bu konuda bir uzmandan yardım alın.

2- Her gün aynı saatte yemek yemek metabolizmanızı hızlı çalıştırır. Öğün atlayarak daha az kalori almaya çalışmak kilo vermenizden çok almanıza sebep olur.

3- Uzun açlıklara bağlı olarak kahvaltı yapmayanlar yapanlara göre daha kiloludur. Kahvaltının saati gibi içeriği de önemli. Tek tip poğaça, simit yerine içinde hayvansal ve bitkisel besinlerin bir arada bulunduğu daha dengeli kahvaltılar hazırlamaya çalışın.

4- Yemeği ne kadar yavaş yerseniz doygunluk hissinin oluşması için kendinize zaman tanımış ve yiyecekleri daha kolay sindirip, hazmetmiş olursunuz. Yemek sırasında yavaşlayabilmek için lokmanızı yutunca, yemek yediğiniz kişiyle sohbet etmeye çalışın. Çatalı, kaşığı arada masaya bırakıp yemeğe ara verin.

5- Eğer demir eksikliği anemisi gibi bir sorununuz varsa çok fazla çay- kahve tüketmenizi önermem. Ayrıca fazla tüketilen çay- kahve ile alınan kafein uyku bozukluklarına yol açtığı için kilo almanıza sebep olabilir. Şeker kullanımı varsa fazladan kalori almanıza neden olur.

6- Asitli içeceklerin içerisindeki şeker ve kafein, meyve sularının içindeki şekerler nedeniyle tüketiminize dikkat edin. Her gün düzenli bir tüketim varsa azaltın veya hiç kullanmayın.

7-Diyetlerin olmazsa olmazı su; yaşam kaynağımız olduğu için önemli. Sadece zayıflamak amaçlı değil her zaman su kullanımınıza özen gösterin. Vücudumuzdaki birçok biyokimyasal süreçte yer alan suyu içmeyi sevmiyorsanız, diyetin ilk günü 3 litre su içmeye çalışıp kendinize eziyet etmeyin.

Haftalık hedefler koyarak su kullanımınızı artırmaya çalışın. Eğer günde 2 su bardağı su içiyorsanız ilk hedef günlük 6 su bardağına çıkmak olsun. Bu sayede hem zorla kendinize bir şey yaptırmış olmazsınız hem de alışkanlıkları değiştirmek için kendinize zaman tanımanız olumlu yönde sizi motive eder.

8- Günlük adım sayısı olarak önerilen 10000 adımı kendinize hedef olarak koyun. Kaç adım attığınızı adım sayar veya akıllı telefonlarda bulunan programlar kullanarak öğrenebilirsiniz. Sadece güzel havalarda değil yağmurlu ve soğuk günlerde evde yapacağınız egzersizlerle fiziksel aktivitenizi artırabilirsiniz.


  Alışkanlıklar kimi zaman çabuk kazanılıp zor vazgeçilir. Hayatın hiçbir bölümünde kendinize karşı çok acımasız davranmayın. Aşırı katı kurallar yerine, uygulanabilir kurallar koymaya çalışın. Bu sayede 3 gün diyet yapıp 5 kilo verip bir hafta sonra bu kiloyu almak yerine, yaşam boyu sürdürülebilir sağlıklı kilonuzda olmayı başarabilirsiniz.



22 Nisan 2015 Çarşamba

Sağlıklı yiyeceklerle karaciğer koruma altında


Son yazımda detoks diyetlerin uzun vadedeki zararlarından bahsetmiştim. Bu yazımda vücudumuzun doğal detoks sağlayıcısı karaciğerimizi korumak için nelere dikkat etmeliyiz, kısa kısa onlara değineceğim.

* Yüksek sülfür içerikli besinler: Gıdalar, çevresel faktörler ve ilaçlarla vücudumuza giren kimyasalların vücuttan atılmasını kolaylaştırır.
-Soğangiller:Taze sarımsak,taze soğan, arpacık soğan, pırasa
-Baklagiller :Kuru fasulye, mercimek, barbunya,nohut
-Yumurta:Sülfür içeriğinin yanı sıra, içerisindeki kolin, B12, metiyonin karaciğerden yağ ve safra akışını kolaylaştırır.

*Suda çözünen iyi lif kaynakları: Diyetin lif içeriği fazla olduğunda, özellikle suda çözünür lif kaynakları safra salgısını artırır.
-Armut: İçerisindeki C vitamini karaciğeri korur, detoksifikasyonu destekler.
-Elma: Lif içeriği ve antioksidan özelliğiyle, karaciğerin normal fonksiyonlarını yerine getirmesinde yardımcı olup, zararlı toksinlere karşı vücudu koruyup, vücuttan atılma sürecini hızlandırır.
-Yulaf ezmesi: Lif kaynaklarından biri olması dışında,içerisindeki B6 karaciğerden yağ ve safra akışını kolaylaştırır.
-Baklagiller: Lif içeriğinin yanı sıra, karciğer için önemli olan folik asit yönünden de zengindir.

*Sebzeler : Sülfür içeriği yüksek sebzeler yani C vitamini, E vitamini, folik asit ve beta karotenden zengin sebzeler.
-Brokoli; içerisindeki C ve E vitamini sayesinde karaciğeri korur ve detoksifikasyonu destekler.
-Brüksel lahanası
-Lahanagiller
-Enginar; Safra akışını uyararak, karaciğerin toksinlerden arınmasına yardımcı olur.
-Pancar; C vitamini kaynağı. İçeriğindeki kalsiyum ağır metaller ve diğer zehirli bileşiklerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.
-Havuç; içerisindeki beta karoten karaciğeri korur, detoksifikasyonu destekler.
-Karahindiba; C vitamini kaynağı. İçeriğindeki kalsiyum ağır metaller ve diğer zehirli bileşiklerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

*Baharatlar
-Zerdeçal : Zencefilgillerden.Safra artırıcı etkisiyle karaciğerden toksinlerin uzaklaştırmasına yardımcı.
-Tarçın: Kalsiyum ve zengin besin lifi içeriğiyle karaciğer sağlığını korur.
-Meyan kökü: Karaciğerdeki hücre tahribatını gidererek, iyileştirici etkisi bulunmaktadır.

*Süt Grubu
- Süt, yoğurt, peynir (Yarım yağlı olanları tercih edilmeli):
İçeriğindeki kalsiyum, B12, metiyonin toksik maddelerin uzaklaştırılmasında yardımcıdır. Metiyonin eksikliğine bağlı karaciğerde yağlanma olabilmektedir.

UZAK DURMAMIZ GEREKENLER
*Alkol : Karaciğerin en büyük düşmanı.
*Doymuş yağ: Hayvansal içerikli yiyecek tüketiminizi azaltarak, diyette doymuş yağ oranını azaltabilirsiniz.
*Rafine şeker : Diyetinizden tamamen çıkaramıyorsanız, kullanım miktarını azaltabilirsiniz.
*Fazla tuz tüketimi : Özellikle karaciğer hastalıklarında vücutta oluşan ödemler nedeniyle uzak durulmalı.Bunun içinde fast food yiyecekler, konserveler, işlenmiş etler, şarküteri ürünleri, hazır çorba ve et suyu tabletleri.

10 Nisan 2015 Cuma

Detoks diyetler hakkında bilmeniz gerekenler;





Son zamanların en popüler diyetleri arasında "detoks diyetlerini" görmek mümkün. Bu diyetler genellikle; gün boyu sadece sebze ve meyve sularından oluşan, hayvansal proteinin kısıtlandığı sıvıya dayalı diyetlerdir. Gerçekten bu diyetlerle "sağlıklı kilo vermek "mümkün mü ona bir bakalım.

Detoks; detoksifikasyon : Vücudumuzda oluşan metabolik süreçlerin sonunda, vücudumuza giren yiyecek ve içecekler, soluduğumuz hava zehirli kimyasalların oluşmasına neden olur. Vücudumuzun en büyük organı olan karaciğerin en önemli görevi detoksifikasyon yani vücudumuzda oluşan ve dışarıdan aldığımız zararlı kimyasalları vücuttan atmaktır. Kısaca içsel ve çevreden gelen zehirli kimyasalların vücuttan uzaklaştırılması işlemidir diyebiliriz.

Sağlıklı bir karaciğere sahip olduğunuzda karaciğeriniz görevlerinden biri olan detoksifikasyon işlemini yerine getirmekte zorlanmayacaktır. Ancak yetersiz ve dengesiz beslenme sonucunda metabolik süreçler yanlış gitmeye başlar ve vücutta oluşan zararlı kimyasalların türü ve düzeyleri artar.

Sağlıklı olmanın olmazsa olmazı "sağlıklı beslenme" ile karaciğer sağlığınızı da koruyabilirsiniz.
Peki sağlıklı beslenme neydi? Bireylerin yaş,cinsiyet ,özel durumlarına (hastalık, gebelik, emziklilik) ve yaşam tarzına uygun yeterli ve dengeli beslenmesine sağlıklı beslenme diyoruz.

Detoks diyetlerine dönecek olursak :
*Bütün bir gün sadece sebze ve meyve suları içerek uyguladığınız bu programlar uzun vadede b vitaminleri, demir, çinko, kalsiyum gibi mineral eksikliklerine yol açabilir.
*Bu şekilde verdiğiniz kilolar kas ve su kaybıdır. Uzun dönemde halsizlik, yorgunluk şikayetleri oluşabilir. Yağ kaybı olmadan sağlıklı bir kilo vermekten söz etmek mümkün değildir.
*Hipotroidiniz varsa, içtiğiniz lahana suyunun faydasından çok zararını görürsünüz.
*Birkaç günlük " detoks diyetleri" sonucunda hızlı verdiğiniz kiloları, beslenme alışkanlıklarınız değişmediği sürece geri almanız kaçınılmaz. Sağlıklı kilo vermede amaç 1-2 günlük kilo kaybı değil, sürekli ve kalıcı kilo kaybı sağlamaktır.
*360 gün kızartma ve fast- food ağırlıklı bir beslenme tarzına sahipseniz 4-5 günlük diyetlerle vücudunuza veya karaciğerinize verdiğiniz hasarları düzeltmeyi beklemeyin.
*Karaciğerinizin işlevini iyi bir şeklide yapmasını istiyorsanız günlük düzenli uykunuzu alın. Özellikle gece 23:00-03:00 aralığında uyuyun.
*Zamanınızı, enerjinizi ve paranızı; yaş, cinsiyet ve gereksinim göz etmeden tek tip beslenme programı içeren ister "detoks " ister "elma" ister "havuç diyeti" adı altında uygulan diyetlerle boşa harcamış olursunuz.

Sağlıklı zayıflamak için doğru yiyecekleri yiyip, içmenin yanı sıra yaşam tarzımıza, uyku düzenimize ve günlük fiziksel aktivitemize de dikkat etmeliyiz. Bu minvalde reçete diyetler yerine her zaman söylediğimiz gibi beslenme uzmanınızın size göstereceği yöntem ve metotlarda kendinize ait ve kişisel bir beslenme- diyet programı oluşturursanız; anlık ya da kısa süreli değil ömürlük bir kilo ve beslenme düzenine ulaşmanız kaçınılmazdır.


11 Mart 2015 Çarşamba

Çocuğum Yemek Yemiyor!

 

Bir çok annenin en fazla yakındığı durum çocuğunun yemek yememesidir. Ne numaralar, ne uygulamalar denenir, çocuk yemek yesin de karnı doysun diye. Anne çocuk ilişkisini çıkmaza bile sürekler. Her yolu denedim olmadı deyip, elinizde kaşık çocuğunuzun arkasında “bu yenecek” diye koşanlardansanız; bu gün buna son vermenin zamanı.

Malum; hepimiz ilk anne karnında beslenmeye başlıyoruz ardından bebeklik, çocukluk, yetişkinlik, yaşlılık derken bir ömür boyu sürüyor. Bebek doğduğunda  emzirmeye dair bir mani yoksa, ilk 6 ay sadece anne sütü verilmeli. 6. aydan itibaren anne sütüne ek  bebeğin gereksinimlerine uygun tamamlayıcı beslenmeye geçilebilir. Bebekler anne sütü dışında yeni bir yiyecekle karşılaştıkları için bazen tamamlayıcı besinleri almak istemeyebilir. Bebeğin diş çıkardığı veya hasta olduğu bir dönemde bir yiyecek konusunda ısrar etmek, yemesi için zorlamak, burnunu kapatıp zorla ağzına tepmek veya televizyon karşısında yemek yedirmek bebeğinizin yanlış beslenme  alışkanlıkları kazanmasına neden olur. Çocuk ya sizinle inatlaşarak yemek yemeği reddeder veya tv karşısında yemek yeme alışkanlığı kazanarak her tv veya film izlediğinde aç olmasa bile yemek yeme gereksinimi duyar.
Çocuk Beslenmesinde Nasıl Bir Yol İzlenmeli ?
*Bebeğinize  ilk 6 ay anne sütü verdikten sonra, 6.aydan itibaren tamamlayıcı besinlere geçin.
*Tamamlayıcı besinlere geçtiğinizde günde 1 veya 2 tatlı kaşığı ile başlayın.Miktar ve çeşitliliği yavaş yavaş artırın.
*Başlarda kaşıkla yemekte zorlanabilir, zamanla bu durum düzelecek, endişe etmeyin.Yemek yemeyi öğrenmesine izin verin.Bunu yaparken sabırlı, teşvik edici ve yardım eden bir tutum sergileyin.
*Çocuğu sabırla ve yavaş besleyin.Çiğnemesi ve yutması için zaman tanıyın. Yemek yerken göz teması kurun. Yemek süresince yanında olun.
* Çocuğun ihtiyaçları ve mide kapasitesine uygun bir beslenme programı olmalı. Nasıl ilk doğduğunda mide kapasitesi küçük olduğundan az az sık sık emziriyorsanız, tamamlayıcı besinlere geçildiğinde de bunu düşünmeliyiz.
*Yeni bir yiyecekle tanıştırırken küçük miktarlarda olmasına özen  gösterin eğer yemezse zorlamayın. Başka bir gün tekrar deneyin.
* Hasta olduğu veya diş çıkardığı dönemlerde  oldukça sabırlı olmalı ve küçük miktarlarda sık sık beslemeli, sevdiği besinlere öncelik verilmeli. Emziriyorsanız emzirmeye devam etmeli. İştahında azalma olsa da hastalık sonrası toparlama döneminde öğün sayıları ve miktarları artırılarak çocuğun toparlanması sağlanmalı.
* Kendi başına yiyebileceği muz, salatalık benzeri besinleri eline verin. Yiyeceğe dokunmasına, tanımasına izin verin. Kendi yemek yemek istediğinde bunu destekleyin.
*Uykulu anlarda çocuğunuza yemek yedirmeye çalışmayın.
*Yemek sırasında çocuğunuza güzel sözler söyleyin, yemek yeme zamanlarının mutlu ve huzurlu geçirilen zamanlar olmasını sağlayın.
*6. aydan 8. aya tamamlayıcı besin olarak : Meyve püresi, muhallebi, yumurta sarısı, çorbalar (sebzeli, yoğurtlu ve tahıllı), kıyma veya yumurta sarısı ile hazırlanmış yemekler (köfte,kabak dolması)
*12. ayından itibaren evde pişen yemekleri yiyebilir.
Bebeklikten itibaren yapacağınız doğru tercihler ve uygulamalarla çocuğunuzun doğru beslenme  alışkanlıkları  kazanmasına ve daha sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürmesine yardımcı olabilirsiniz.